İç Anadolu'nun tarihi turizm merkezi Konya'nın yeşil kırsalında yer alan BungHouse, gelişmiş otoyol ağı ve merkezi konumuyla misafirlerine huzurlu bir doğa kaçamağı sunmaktadır. Tesisin en büyük lojistik avantajı çevre büyük şehirlere olan ulaşım kolaylığıdır; Ankara'ya 260 kilometre (yaklaşık 3 saat (binek araç ile)), Antalya'ya 300 kilometre (yaklaşık 4 saat (binek araç ile)) ve Adana'ya 340 kilometre (yaklaşık 4.5 saat (binek araç ile)) uzaklıkta bulunması, burayı kusursuz ve yorucu olmayan bir hafta sonu rotası yapmaktadır.
Tesis, yoğun turistik bölgelerin ve betonlaşmanın aksine, kentin akciğerleri sayılan tarihi Meram Bağları'nın derinlerindeki Dere bölgesinde ve D330 karayolu tabiat vadisinde konumlanmıştır. Konya şehir merkezine ortalama 15-20 kilometre mesafede yer alır. Bölgeye doğrudan toplu taşıma ile ulaşım sağlanamadığı için alana gelirken şahsi araç, kiralık araç veya taksi kullanımı zorunludur. Ancak vadinin yapısına uygun olan yolların kaliteli asfalt zemin olması, misafirler ve araçlar için sarsıntısız, oldukça rahat bir yolculuk sağlar.
BungHouse, standart kamp kültürünün zorluklarını ortadan kaldıran, konforlu ve tam donanımlı bir "Butik Orman İnzivası" konseptiyle hizmet vermektedir. Klasik çadır kamplarının aksine, tesisteki her ağaç evin kendisine ait tertemiz bir iç banyosu ve kesintisiz sıcak su altyapısı bulunmaktadır. Konya'nın meşhur sert iklimine karşı binaların yalıtımı oldukça güçlü tutularak misafirlerin içeride sıcak ve güvende hissetmeleri sağlanmıştır. Ziyaretçilerin burayı en çok tercih etme nedeni ise, çevreye rahatsızlık vermeden kendi tahsisli doğal ahşap verandalarında özgürce ve saatlerce mangal yapabilme imkânına sahip olmalarıdır.
Bununla birlikte, egzotik bir orman tatili planlayanların bazı pratik doğa koşullarını da bilmesi gerekir. Geceleri aniden çöken keskin İç Anadolu ayazına karşı hazırlıklı olmak ve kırsal alanın doğal bir parçası olan zararsız böcek sirkülasyonunu olgunlukla karşılamak son derece önemlidir. Ayrıca vadinin derinliklerinde zaman zaman yaşanabilen kısa süreli şebeke kayıplarını huzurlu bir "dijital detoks" olarak kabullenmek gerekmektedir. Bu şartlar, doğayla tam anlamıyla bütünleşebilmenin gerçekçi ve makul bir bedeli olarak öne çıkmaktadır.
